Adıyaman Medya Haber Sitesi
HV
21 EYLÜL Pazartesi 02:03

Öğrencim mi, Vekilim mi Kıymetli?

Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 20-09-2026 20:50

Başlık ilk bakışta biraz sıra dışı gelebilir, farkındayım. Fakat bazen bir derdi görünür kılmak için cümleleri kalıpların dışına çıkarmak gerekir.
Sorum net: Bu ülkenin geleceğini sırtlayacak öğrenciler mi daha kıymetli, yoksa onların adına karar mekanizmasında oturan milletvekilleri mi?
Elbette vekillerimiz halkın temsilcisi olarak kıymetli bir görev ifa ediyor. Ancak meseleye bir okul kantini ile Meclis lokantasındaki su ve ayran fiyatı üzerinden bakarsak, neyi kastettiğim çok daha net anlaşılacaktır.
Devletimiz, öğrencilerin beslenmesine katkı sunmak amacıyla 2 bin liralık kantin desteği veriyor. Ailenin üzerindeki yükü hafifletmeyi ve bir çocuğun okula aç girmesini engellemeyi hedefleyen son derece kıymetli bir adım.
Fakat tam da burada durup sormak gerekiyor:
• Bir şişe su, bir kutu ayran kaç lira?
• Günlük harçlığıyla ayakta kalmaya çalışan bir öğrenci için kantin fiyatları ne anlam taşıyor?
Eğer öğrencinin cebine koyduğumuz destek, kantindeki zam dalgasıyla eriyip gidiyorsa orada ciddi bir çelişki var demektir. Devletin bir eliyle verdiğini, denetimsiz piyasa koşulları diğer eliyle geri alıyorsa sorgulanması gereken bir düzenle karşı karşıyayız.
Meclis’te Su, Kantinde Su...
Meclis lokantası ile okul kantinini birebir aynı kefeye koyamayız; tedarik imkânları, işletme maliyetleri ve şartlar kuşkusuz farklıdır. Fakat makul bir soru hâlâ ortada duruyor:
Milletvekili uygun fiyata su ve ayran içebilirken, aynı ülkenin evladı olan öğrenci neden bu imkândan mahrum kalıyor?
İkisi de insan, ikisi de bu ülkenin vatandaşı. Aralarındaki tek fark var: Vekil bugün karar veriyor; öğrenci ise yarın o kararların sonuçlarıyla yaşayacak. Bugünün öğrencisi yarının öğretmeni, doktoru, mühendisi veya siyasetçisi olacak. Yani öğrenciye yapılan her harcama, aslında Türkiye'nin yarınına yatırılan bir sermayedir.
Şüphesiz kantin işletmecisi de emeğinin karşılığını alacak; kirasını, elektriğini, çalışanının maaşını ödeyecek. Kimse esnafın zararına çalışmasını beklemiyor. Ancak sorun tam da burada başlıyor: Serbest piyasa, denetimsizlik anlamına gelir mi?
Anadolu’da güzel bir söz vardır: "Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya." Piyasayı kendi haline bırakır, denetim mekanizmasını işletmezseniz; bugün su, yarın ayran, öbür gün tost fiyatı kontrolden çıkar. Sonunda çocuğun beslenme çantasını dolduramaz hale gelirsiniz.
Geleceğimizi Ucuza Harcamayalım
Soruya tekrar dönelim. Benim cevabım berrak: Bu ülkenin geleceği olan öğrenciler her şeyden kıymetlidir. Vekiller bugün var, yarın yerlerini başkalarına devrederler. Ancak çocuklarımız bu ülkenin omurgasıdır.
Sınıfa karnı aç giren, harçlığını hesaplamaktan dersine odaklanamayan bir gençlikten büyük başarılar bekleyemeyiz. Gençlerin Meclis'te daha güçlü temsil edilmesi, onların hayat şartlarını doğrudan bilen kadroların karar mekanizmalarında yer alması da bu yüzden bir temenni değil, ihtiyaçtır.
Devletin öğrenciye destek vermesi takdire şayandır; ancak esas başarı, o desteğin kantin zamları karşısında erimesini engellemektir. Öğrencinin hakkını savunmak, kimsenin kazancına göz dikmek değil; adil bir bölüşüm talep etmektir.
Mesele yalnızca bir şişe su, bir kutu ayran ya da 2 bin liralık destek değildir. Mesele, bu ülkenin kendi geleceğine ne kadar değer verdiğidir. Yarınımızı ucuza harcamayalım; aksi halde bugün kantinde ödemediğimiz hesabı, yarın çocuklarımızın çalınan geleceğiyle ödemek zorunda kalırız.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Otomobile Binmek de Artık Lüks Oldu Gelin bugün otomobil sahibi olmanın değil, otomobile binebilmenin hesabını yapalım. Enflasyon Değil, Pahalılık Sarmalında Bir Türkiye Depremden Sonra Değil, Türkiye’de Kira Gerçeği: İnsanlar Ev Değil, Geçinebilecekleri Bir Hayat Arıyor Depremden Sonra Değil, Türkiye’de Kira Gerçeği: İnsanlar Ev Değil, Geçinebilecekleri Bir Hayat Arıyor Evimiz Yanarken Camdan Bakmak: Deprem Gerçeği ve Bitmeyen Umursamazlık Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? Gündem Değişiyor, Dertler Değişmiyor... Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer Körler sağırlar birbirini ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş Tesadüf Değil, Operasyon Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın 10 ocakta hatırlananlar Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir felaketin uzayan gölgesi Kaysı,saglık,malatya Tekstil de buyuk goç Köyün Bitmeyen hıkayesı