Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde
Dünya koca bir sirk çadırına döndü; bizler ise biletini ruhuyla ödemiş gönüllü köleler gibi en ön sırada oturuyoruz. Üstelik sadece izlemekle yetinmiyoruz; o kanlı gösteri nihayete ermesin diye her sabah yeni bir bahaneyle uyanıyoruz. Yüzyıllardır aynı bayat yalan fısıldanıyor kulaklarımıza: “Cambaza bak!” Ve biz, boynumuz kırılırcasına o ipe, o sahte parıltıya, o suni gerilimlere kilitlenmişken; ayaklarımızın altındaki toprağın kanla sulandığını görmezden geliyoruz.
Artık mesele Gazze’nin bombalanması değil; mesele, o bombaların gürültüsünde uykumuzun bölünmesine kızacak kadar alçalmış olmamızdır. Filistin’de bir anne, evladının bedeninden geri kalanları bir poşete sığdırmaya çalışırken, biz "gündemin yoğunluğundan" şikayet ediyoruz. İran ile İsrail arasındaki o nükleer satranç tahtasında devrilen her taşın, aslında bir insanın göğüs kafesi olduğunu unutalı çok oldu. ABD’nin o kirli elleriyle dağıttığı "demokrasi" paketlerinden sadece ölüm fışkırırken, biz paketlerin ambalajını tartışacak kadar sığlaştık.
Bir İspanya, bir Brezilya kadar cesur olamadık. Bu artık bir trajediden öte, topyekûn bir insanlık iflasıdır.
Bir acının manşetten düşmesi, o acının bittiği anlamına gelmez; sadece bizim o acıyı tükettiğimiz, posasını çıkarıp bir kenara fırlattığımız anlamına gelir. Modern insan, acının bile tazesini arzuluyor. Dünkü katliam bayatladı, bugünkü yıkım çok sıradan… Bize daha "estetik" ölümler, daha "sinematografik" feryatlar lazım ki, o nasırlaşmış kalplerimiz bir anlık sızlasın; sonra hızla unutup akşam yemeğimize dönebilelim.
Ekranlar artık bilgi vermiyor, bizi uyuşturuyor. Bir parmak hareketiyle çocuk cesetlerinden lüks tatil reklamlarına geçiyoruz. Bu hız, bu akış, bizi birer "duygu oburuna" dönüştürdü. Acıyı hissetmiyoruz, sadece seyrediyoruz. Gerçek artık yaşandığı yerdeki o tozlu, kanlı ve soğuk haliyle değil; filtrelenmiş, montajlanmış ve "katlanılabilir" kılınmış haliyle servis ediliyor.
Oysa gerçek, kameranın kadrajına sığmayacak kadar büyüktür. Gerçek; o cambazın ipinin bağlandığı kazıkların, milyonlarca masumun kemikleri üzerine çakılmış olmasıdır. Biz cambaza bakarken, altımızdaki o kemik yığınını hissetmemek için ruhumuzu betona gömüyoruz.
Savaşın bitmesi için dua edenler, aslında sadece kendi huzurlarının kaçmamasını istiyorlar. Kimse adaletin peşinde değil, herkes "asayişin" peşinde. Oysa adalet, Gazze’de toprağa düşen o son çocuğun hesabını sormaktır. Adalet, ekranlar sustuğunda bile o çığlığı kulaklarında duymaya devam etmektir.
Biz ne yaptık? Unutmayı bir hayatta kalma stratejisi belledik. "İnsan her acıyı taşıyamaz" dedik ve ilk fırsatta vicdanımızı o ağır yükten kurtardık. Ama bilmediğimiz bir şey var: Bıraktığın her acı, bir başkasının üzerine yıkılır. Sen unuttuğun için o anne daha yalnız ağlıyor. Sen sustuğun için o cellat daha rahat nişan alıyor. Sen o "cambaza" baktığın için dünya her geçen gün daha karanlık bir yer oluyor.
O cambaz ipe çıktığında, elinde tuttuğun o akıllı telefon aslında bir silah değil mi? Her kaydırdığın haber, her "beğenip" geçtiğin feryat, o ateşe odun taşımak değil de nedir?
Mesele artık savaşların durması değil; insanın kendi içindeki o büyük yıkımı durdurmasıdır. Bir toplum, gerçeği göremediği için değil, görmeyi bir "yük" kabul ettiği gün biter. Ve biz, tam olarak o son duraktayız.
Cambaz hâlâ ipte. Gökyüzü hâlâ kızıl. Ve biz, hâlâ boynumuz bükük, o sahte gösterinin bitmesini bekliyoruz. Oysa gösteri hiç bitmeyecek. Çünkü biz izlemeye devam ettikçe, sahnedeki kan asla kurumayacak.
Kafanı o ipten indir. Cambaza bakma. Ayağının altındaki toprağa bak. Orada bir yerlerde, senin de insanlığın gömülü. Onu oradan çıkarmadığın sürece, dünyadaki tüm ışıklar yansa bile senin karanlığın hiç bitmeyecek.
kocatascelil@gmail.com
Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde
-

Milletvekili Mustafa Alkayış: ‘İstişare, hizmetimize güç katıyor’
-

Adıyaman’da hafızlık kursu ve cami için açılış programı düzenlenecek
-

Kahta Kitap Günleri sona erdi: 40 bin kitap satıldı, basın mensuplarına plaket verildi
-

Vali Abdullah Küçük: ‘Muhtarlarımız yerel yönetim anlayışımızın temel yapı taşlarındandır’
-

Psikolog Gürsoy, unutamadığı seansı anlattı: ‘İnsana yardımcı olmak için mutlaka konuşmak gerekmiyor’
-

Adıyaman’da silahlı kavgaya özel harekat müdahalesi: 5 yaralı, çok sayıda gözaltı - Videolu Haber
-

Başkan Taş’tan istifalara yanıt: Amacımız hizmet, iş takibi değil
-

İYİ Parti GİK Üyesi İsmail Yücel Adıyaman’da konuştu: ‘Bina yapmakla şehir kurulmaz’ - Videolu Haber
-

Adıyaman Valiliğinden Millet Bahçesi’ndeki yapı ve Bilim Merkezi açıklaması
-

Bünyamin Balcı’dan Aliyev’e başörtüsü tepkisi: Eğitim hakkı engellenmemeli
-

Adıyaman’ın vergi rekortmenleri açıklandı: Yaşar Gül ve MD İnşaat ilk sırada
-

Kahta tarihinde dikkat çeken iddia: Ertuğrul Gazi soyundan bir şehzade burada mı rehin tutuldu?
-

BELEDİYE OTOBÜSLERİ, ÖZEL HALK OTOBÜSÜ VE MİNİBÜSLERLE AYNI TARİFEDE OLMAMALI
-

Alitaşı Mahallesi’nde altyapı isyanı: ‘2026’dayız, hala foseptik çukurlarıyla yaşıyoruz’ - Videolu Haber
-

Başkan Çetinkaya, Tesislerimizi kapatalım mı




















