Her sabah yeni bir acıyla uyanıyoruz. Silahlı saldırılar… Haraç çeteleri… Uyuşturucu operasyonları… Genç yaşta toprağa düşen hayatlar… İntihar haberleri… Aile içi şiddet… Öfke patlamaları…
Artık bunları duymaya o kadar alıştık ki, dün yaşanan bir facia bugün hafızamızdan siliniyor. Çünkü ertesi gün daha ağır, daha sarsıcı bir olay yaşanıyor. Kötülüğün sıradanlaşması ise belki de içinde bulunduğumuz en büyük tehlike.
Bir an durup kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz gerçekten nereye gidiyoruz?
Uzmanlar yıllardır aynı gerçeğe dikkat çekiyor. Psikiyatristler, ekonomik belirsizliklerin, gelecek kaygısının, yalnızlaşmanın ve sosyal bağların zayıflamasının insanların ruh sağlığını derinden sarstığını ifade ediyor. Psikologlar ise bastırılan öfkenin zamanla şiddete dönüştüğünü, özellikle umudunu kaybeden gençlerin suça ve bağımlılığa daha açık hâle geldiğini vurguluyor.
Her gün güvenlik güçleri yüzlerce uyuşturucu operasyonu gerçekleştiriyor. Ele geçirilen maddeler ve yakalanan şüpheliler elbette önemli bir başarıdır. Ancak insanın aklına şu soru geliyor: Yakalananlar bu kadar fazlaysa, ya aramızda dolaşan, henüz yakalanamayanlar? Demek ki mesele yalnızca operasyon yapmakla çözülebilecek kadar basit değil.
Sosyologlar, suçun sadece adliyelerin konusu olmadığını söylüyor. Eğitimden aile yapısına, ekonomiden kültürel yaşama kadar birçok unsur bir araya geldiğinde toplumsal yapı şekilleniyor. Aile bağlarının zayıfladığı, komşuluğun unutulduğu, insanların birbirine yabancılaştığı bir ortamda şiddetin ve suçun artması ne yazık ki şaşırtıcı olmuyor.
Toplumdaki en büyük kırılmalardan biri de öğretmene duyulan saygının giderek azalmasıdır. Bir zamanlar anne babaların, "Öğretmen ne dediyse doğrudur." diyerek çocuklarını eğitime yönlendirdiği günlerden, bugün öğretmeni öğrencisinin önünde tartışan, hatta zaman zaman hedef gösteren bir anlayışa geldik.
Elbette her meslekte olduğu gibi eğitim camiasında da hata yapan insanlar olabilir. Ancak birkaç olumsuz örnek üzerinden bütün öğretmenleri yargılamak, eğitim kurumlarının otoritesini zedelemek ve çocukların gözünde öğretmenin değerini düşürmek, geleceğimize vurulan ağır bir darbedir.
Ne yazık ki son yıllarda bazı velilerin, çocuklarını sorgusuz sualsiz savunarak öğretmenleri suçlayan tavırları da bu saygı kaybını derinleştiriyor. Çocuk, evinde öğretmene saygısızlığın normal görüldüğünü hissederse okulda disiplini de, eğitimi de ciddiye almaz. Saygının kaybolduğu yerde eğitim zayıflar; eğitimin zayıfladığı yerde ise toplumsal sorunlar daha da büyür. Bugün okullarda yaşanan birçok üzücü olayın temelinde, aile-okul iş birliğinin zedelenmesi ve karşılıklı güvenin azalması da önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor.
İntihar haberleri ise başka bir acı gerçeği gözler önüne seriyor. Her intihar, sadece bir insanın yaşamını değil; bir annenin, bir babanın, bir kardeşin ve aslında bütün toplumun vicdanını yaralıyor. Bu acıları sadece rakamlardan ibaret görmeye başladığımız gün, insanlığımızdan da bir parça kaybetmiş olacağız.
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; birbirimizi dinlemek, anlamaya çalışmak ve kimseyi yalnız bırakmamaktır. Çünkü ruh sağlığı sadece hastanelerin değil; ailelerin, okulların, sokakların ve toplumun ortak meselesidir. Güçlü bir toplum; adaletin, eğitimin, ekonominin, aile kurumunun ve vicdanın birlikte ayakta kaldığı toplumdur.
Bugün kendimize cesaretle şu soruyu sormalıyız: Silahların konuştuğu, uyuşturucunun yayıldığı, öğretmenin değer kaybettiği, insanların yaşamaktan vazgeçtiği bir tabloya alışacak mıyız; yoksa hep birlikte bu gidişata "dur" mu diyeceğiz?
Çünkü mesele sadece suç oranlarının artması değildir. Asıl mesele; toplum olarak ruh sağlığımızı, birbirimize olan güvenimizi, eğitime olan saygımızı ve geleceğe dair umutlarımızı kaybetme tehlikesidir.
Unutmayalım; sessiz çöküşleri fark etmeyen toplumlar, bir gün yüksek sesle gelen felaketlere hazırlıksız yakalanırlar. Bugün atacağımız her doğru adım, çocuklarımıza bırakacağımız daha huzurlu, daha güvenli ve daha vicdanlı bir ülkenin temeli olacaktır.
Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz?
-

Milletvekili Mustafa Alkayış: ‘İstişare, hizmetimize güç katıyor’
-

Adıyaman’da hafızlık kursu ve cami için açılış programı düzenlenecek
-

Kahta Kitap Günleri sona erdi: 40 bin kitap satıldı, basın mensuplarına plaket verildi
-

Vali Abdullah Küçük: ‘Muhtarlarımız yerel yönetim anlayışımızın temel yapı taşlarındandır’
-

Psikolog Gürsoy, unutamadığı seansı anlattı: ‘İnsana yardımcı olmak için mutlaka konuşmak gerekmiyor’
-

Adıyaman’da silahlı kavgaya özel harekat müdahalesi: 5 yaralı, çok sayıda gözaltı - Videolu Haber
-

Başkan Taş’tan istifalara yanıt: Amacımız hizmet, iş takibi değil
-

İYİ Parti GİK Üyesi İsmail Yücel Adıyaman’da konuştu: ‘Bina yapmakla şehir kurulmaz’ - Videolu Haber
-

Adıyaman Valiliğinden Millet Bahçesi’ndeki yapı ve Bilim Merkezi açıklaması
-

Bünyamin Balcı’dan Aliyev’e başörtüsü tepkisi: Eğitim hakkı engellenmemeli
-

Adıyaman’ın vergi rekortmenleri açıklandı: Yaşar Gül ve MD İnşaat ilk sırada
-

Kahta tarihinde dikkat çeken iddia: Ertuğrul Gazi soyundan bir şehzade burada mı rehin tutuldu?
-

BELEDİYE OTOBÜSLERİ, ÖZEL HALK OTOBÜSÜ VE MİNİBÜSLERLE AYNI TARİFEDE OLMAMALI
-

Alitaşı Mahallesi’nde altyapı isyanı: ‘2026’dayız, hala foseptik çukurlarıyla yaşıyoruz’ - Videolu Haber
-

Başkan Çetinkaya, Tesislerimizi kapatalım mı




















