Kayyım veya kayyum, belirlenen bazı durumlarda, başkasına ait bir işi görmek veya bir malı idare etmek için mahkemece ya da devlet tarafından tayin edilen kimsedir. Arapça kama (durmak) kökünden gelir ve kıyam (yerine geçmek, yürütmek) kelimesinden türemiştir.
Genellikle hukuki uyuşmazlıklarda, mali sorunlarda veya tedbir amaçlı şirketlere ve kurumlara atanır. Şirket ya da belediyelerdeki usulsüzlük iddialarına karşılık devletin atadığı görevlilerdir.
Bu kelimenin doğru yazılışı, Türk Dil Kurumu (TDK) yazım kılavuzuna göre 'kayyım' şeklindedir. Halk arasında yaygın olarak "kayyum" şeklinde telaffuz edilip yazılsa da, resmi ve doğru kullanımı "kayyım"dır.
Kayyum Allah'ın sıfatlarından biridir aynı zamanda. Esasen kendi zatıyla kaim olan, yerinde sabit duran anlamına geliyor.
Peki, kayyım uygulaması bu topraklarda ne zaman başlandı? Türkiye'de kayyum uygulaması hukuki kökenini Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki vakıf ve miras yönetimi gibi sivil/ticari atamalardan alırken, literatürümüze ise son on yılda daha çok girmiş durumdadır.
Siyasi bir araç olarak da yakın tarihe 1980 askeri darbesi ve özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasındaki OHAL döneminde girdi.
19 Ağustos 2019'da Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye başkanlarının İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınmasıyla uygulama yerel yönetimlerde tekrar devreye girdi.
Şimdi Osmanlı tarihinde çok ilginç bir kayyım atamasından bahsedeceğim:
II. Mahmut Dönemi'nde (1826), Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması ve Bektaşiliğin yasaklanması sonrasında Nakşibendî şeyhlerinin "kayyım" olarak Bektaşi tekkelerine atanması özellikle devlet politikası olarak uygulanmıştır. Kapatılan veya el konulan bu tekkelerin işleyişini, öğretilerini ve mali durumlarını devletin resmi ideolojisine uygun hale getirmek ve bu tarikatın usullerini sürdürmek amacıyla bu kurumlara Nakşibendî şeyhleri ‘kayyım’ olarak atanmıştır. Bu uygulamadaki en önemli amaç ise merkezi otoritenin dini kurumlar üzerindeki denetimini artırmaktır. Dolayısıyla Nakşibendîlik bu tarihten itibaren Osmanlı siyasi ve dini yapısında devlet yanlısı çok önemli bir rol üstlenmiş olup devletin kendilerine olan her türlü imkândan faydalanmışlardır.
Dünya tarihine baktığımızda kayyım kavramı ilk şeklini Roma hukukunda, hukuki ehliyeti olmayan kişilerin mallarını idare etmek üzere mahkemeler tarafından atanan "curator" (koruyucu/yönetici) kurumuyla almıştır.
Sanayi Devrimi ile birlikte kavram modern bir ticari ve hukuki nitelik kazanıyor. İngiltere ve ABD'de, iflas eden veya borçlarını ödeyemeyen şirketlerin varlıklarını alacaklılar adına yönetmek ve tasfiye etmek üzere mahkemeler tarafından tarafsız üçüncü kişilerin atanması yaygınlaşıyor.
Özellikle 1930'lardaki ekonomik buhran döneminde, ABD gibi ülkelerde aşırı borçlanan belediyeler ve yerel yönetimler için ilk defa idari kayyım uygulamaları devreye sokuluyor.
Kayyım, normal şartlarda tasvip edilecek bir uygulama değildir. Ama illa da uygulanacaksa hukuk ve adalet çerçevesinde yapılması, kişilik hak, hukuk ve mülkiyet hakkının korunmasıdır.
25.05.2026
Mehmet BİLGİN
Selam ve muhabbetle…



















