Adıyaman Medya Haber Sitesi
HV
25 MAYIS Pazartesi 03:46

“BEN NUŞİREVAN’DAN DAHA AZ ÂDİL DEĞİLİM!”

Mehmet BİLGİN
Mehmet BİLGİN
Giriş Tarihi : 30-04-2026 23:15

Yahûdi bir tüccar, Küfe valisi Ebû Vakkâs’ın adil olmayan bir kararına itiraz eder. Lâkin itirazı kabul görmez. Adaletsizlikten yakınan tüccara, Medine’ye gidip Halife Ömer’i bulması ve derdini ona anlatması tavsiye edilir. 
Bunun üzerine yola düşüp Medine’ye varan tüccar, Halife Ömer’i eski püskü kıyafetler içinde, bir hurma ağacının altında, ateşin başında uyurken bulur ve çok şaşırır. Biraz bekler ve Hz. Ömer uyanınca derdini anlatır. Hz. Ömer tüccarın lafını yarıda kesip ateşin içinden bir köz parçasını alır ve kâğıdı karalar. Kâğıdı tacire verir ve bunu vali Ebû Vakkâs’a teslim etmesini, aradığı adaleti bulacağını söyler. 
Tüccar şaşırır, notu alır ve dönüp valiye teslim eder. Vali Ebû Vakkâs notu okur ve büyük bir korkuya kapılır.

Vali Ebû Vakkâs’ın notu okuduktan sonra korkuya kapılma sebebi ise şudur: İslâmiyet’ten önce Hz. Ömer ve Ebû Vakkâs ticaret için İran’daki Sassani memleketine gider. Şehre vardıktan sonra Hz. Ömer ve Ebû Vakkâs’ın atları ve altınları gasp edilir. Hz. Ömer “Nasıl olur? Gece vakti bizim altınımız, atımız nasıl çalınır?” deyince etraftakiler “Ey Ömer! Buranın hükümdarı, Nuşirevan-ı Âdil’dir. Git derdini ona anlat!” derler. Bunun üzerine Hz. Ömer Nuşirevan’ın karşısına çıkar ve parasının çalındığının söyler. Duydukları karşısında Nuşirevan “Ey Ömer! Madem paran çalınacaktı, neden uyudun?” diye sorar. Hz. Ömer ise ona “Ben Nuşirevan’ı uyanık sandım da ondan uyudum.” diye karşılık verir. Bunun üzerine hükümdar Hz. Ömer ve Ebî Vakkâs’ın geceyi şehirde geçirmelerini, ertesi gün birinin doğu ötekinin de batı kapısından şehri terk etmelerini, aradıkları adalete kavuşacaklarını söyler. Mallarla ilgili ise tek söz yoktur. 
Hz. Ömer ve Ebû Vakkâs umutsuzluk içinde geceyi geçirir. Ertesi sabah biri doğu, öteki batı kapısına yönelir. Kapının birisinde Nuşirevan’ın oğlunun kellesi, diğerinde de hem paralar hem de hancının kellesi vardır. Meğer onların mallarını çalan Nuşirevan’ın oğlu ile hancı imiş ve adil hükümdar adaleti bu şekilde tesis etmiştir.
Hz. Ömer yaşadıkları haksızlık karşısında sergilenen adalete Ebû Vakkâs ile şahit olduğu için gün gelmiş Vali Ebû Vakkâs’ın Yahûdi tüccara karşı yaptığı haksızlığa da bir yazı ile cevap vermiştir ve o kâğıtta şu yazmaktadır: “Ey Sa’d! Şüphesiz ki ben, Nuşirevan’dan daha az âdil değilim.” 
İkinci İslam halifesi Hz. Ömer’i bile şaşırtan bu uygulama, yüzyıllardır dillerden düşmeyen tarihteki ender adalet örneklerinden biridir.  Çünkü Hz. Ömer, adaletiyle nam salan bir yöneticiydi. Nûşirevân ise “Âdil” sıfatıyla tarihe ismi kazınan diğer bir ünlü idareci olarak günümüze kadar gelmiştir. 
Nûşirevân, Sasani İmparatorluğu’nda MS 531-579 yılları arasında hükümdarlık yapmıştır.

Tarihteki bu önemli vakıadan yola çıkacak olursak adaletin her dönemde insanlar için ne kadar hayati bir mesele olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. 
Çünkü adalet, hakkı teslim etmektir, vicdanları rahatlatmaktır, kim olursa olsun(fakir-zengin, akraba-evlat) eşit davranmaktır. 
Çünkü adalet hassas bir terazi olup denge unsurudur. Ne zamanki bir toplumda adalet dengesi bozulur da o terazi ile oynanırsa işte o toplumun dengeleri de bozulur, bütün değerleri alt üst olur. 
Çünkü “Adalet mülkün temelidir.” Devletlerin dinidir adalet. Bir devlet ancak adaletle uzun süre ayakta kalır ve yaşamını sürdürebilir. Adaletin tüm unsurlarıyla uygulandığı bir toplumda zulüm olmaz, kayırmacılık olmaz, fakirlik olmaz; mutlu bireyler olur, refah olur, ilerleme olur. 

Yüce kitabımız Kuranı Kerim, birçok yerinde adalet vurgusu yapar. Ve belki de adaletle ilgili en çarpıcı ayet Maide suresinin 8.ayetidir:
 “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adâletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi adâletsiz davranmaya sevketmesin!  Adâletli olun; takvaya en uygunu, en yakışanı budur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”  

Peygamber efendimiz bir hadisinde adaletle ilgili şöyle beyanda bulunmuştur: “Yönettikleri insanlara, ailelerine ve sorumlu oldukları kişilere karşı adaletli davrananlar, Allah katında, sınırsız merhamet sahibi Rahmân’ın yanında, nurdan minberler üzerinde ağırlanacaklardır.”

Adalet, liyakat, ehliyet,
Hemen ötesindedir marifet,
Ekmek gibi, su gibi, hava gibi,
Herkese lazım olacak birgün elbet! (M.B.)

Selam ve muhabbetle…

30.04.2026
Mehmet BİLGİN

YORUMLAR