Adıyaman Medya Haber Sitesi
HV
29 EKİM Perşembe 21:42

İsrail'de sandık krizi büyüyor: Netanyahu 53 sandalyede kaldı, Arap partileri 19'a yükseldi

ANKARA (PERRE) - (ÖZEL DOSYA) - İsrail'de 27 Ekim'de yapılan genel seçimlerin ardından oyların yüzde 96,1'inin sayılmasıyla Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku 53, Gadi Eisenkot öncülüğündeki muhalefet 48, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Arap partileri ise 19 sandalye düzeyinde kaldı. Netanyahu'nun 2022'de 64 milletvekiliyle kurduğu hükümetin seçim öncesinde 60 sandalyeye gerileyen parlamenter desteği, yeni seçimde daha da azalırken Arap partileri önceki Meclisteki 10 sandalyelik temsilini neredeyse iki katına çıkardı.

GÜNCEL
Giriş Tarihi : 29-10-2026 15:43
İsrail'de sandık krizi büyüyor: Netanyahu 53 sandalyede kaldı, Arap partileri 19'a yükseldi

(ÖZEL DOSYA) - İsrail'de 27 Ekim'de yapılan genel seçimlerin ardından oyların yüzde 96,1'inin sayılmasıyla Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku 53, Gadi Eisenkot öncülüğündeki muhalefet 48, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Arap partileri ise 19 sandalye düzeyinde kaldı. Netanyahu'nun 2022'de 64 milletvekiliyle kurduğu hükümetin seçim öncesinde 60 sandalyeye gerileyen parlamenter desteği, yeni seçimde daha da azalırken Arap partileri önceki Meclisteki 10 sandalyelik temsilini neredeyse iki katına çıkardı. Likud'un seçimlerde usulsüzlük yapıldığı suçlamasının ardından yabancı müdahale iddiaları için güvenlik soruşturması başlatılması istendi. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Filistinli seçmenlerin topluca suçlanmasına karşı uyardı. İsrail'deki siyasi belirsizlik, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik yeni askeri operasyon ihtimalini açık tutması ve Türkiye, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın TBMM'deki süreciyle birlikte Ortadoğu'nun güvenlik gündeminin merkezine yerleşti.

OY SAYIMI YÜZDE 96'YI GEÇTİ, HİÇBİR BLOK 61 SANDALYEYE ULAŞAMADI

İsrail'de 27 Ekim'de gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından oy sayımı devam ederken parlamentodaki siyasi dengeler büyük ölçüde belirginleşti.

29 Ekim'de açıklanan son kısmi sonuçlara göre oyların yüzde 96,1'i sayıldı. Netanyahu liderliğindeki sağ ve dini partiler bloku 53, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot öncülüğündeki muhalefet 48, Arap partileri ise 19 milletvekilliği düzeyinde bulunuyor.

120 üyeli Knesset'te hükümet kurmak için en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor. Netanyahu bloku çoğunluğun sekiz, Eisenkot öncülüğündeki muhalefet ise 13 sandalye gerisinde kaldı.

Askerlerin, diplomatların, mahkumların ve kendi sandıklarında oy kullanamayan seçmenlerin çift zarflı oylarının sayımı sürerken siyasi bloklar arasındaki dağılımda önemli bir değişiklik yaşanmadı.

Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi 26 milletvekilliğiyle ilk sırada yer alırken Eisenkot'un Yashar Partisi 21 sandalye düzeyinde bulunuyor. Arap partilerinden Birleşik Liste 12, Mansur Abbas liderliğindeki Raam ise yedi milletvekilliğine ulaşıyor.

NETANYAHU 2022'DE 64 SANDALYEYLE HÜKÜMET KURMUŞTU

İsrail'de yeni seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı değişim, Netanyahu'nun 2022'de kurduğu hükümetin parlamenter gücüyle karşılaştırıldığında daha belirgin hale geliyor.

Netanyahu, 2022 seçimlerinin ardından Likud, Şas, Birleşik Tevrat Yahudiliği, Dini Siyonizm ve Yahudi Gücü partilerinin desteğiyle 64 milletvekiline dayanan bir koalisyon hükümeti kurmuştu.

Ancak hükümetin görev süresi boyunca koalisyon ortakları arasında anlaşmazlıklar yaşandı. Özellikle ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlikten muaf tutulması, yargı reformu ve güvenlik politikaları konusunda ortaya çıkan görüş ayrılıkları hükümetin parlamentodaki desteğini etkiledi.

Temmuz 2026'da Meclis feshedildiğinde Netanyahu'nun koalisyon partileri toplam 60 sandalyeye sahipti. Yeni seçimlerin kısmi sonuçlarında ise aynı siyasi blok 53 sandalyeye geriledi.

Böylece Netanyahu'nun 2022'de hükümet kurduğu 64 sandalyelik başlangıç çoğunluğu ile yeni seçimdeki 53 sandalyelik blok arasında 11 milletvekilliği fark oluştu.

ÖNCEKİ MECLİSTE HANGİ PARTİNİN KAÇ MİLLETVEKİLİ VARDI?

Temmuz 2026'da feshedilen 25. Knesset'te Netanyahu koalisyonunu oluşturan partilerden Likud 32, Şas 11, Dini Siyonizm yedi, Yahudi Gücü altı ve Yeni Umut dört sandalyeye sahipti.

Muhalefette ise Yesh Atid 24, Mavi-Beyaz sekiz, Birleşik Tevrat Yahudiliği yedi, İsrail Evimiz altı, Hadaş-Taal beş, Raam beş ve İşçi Partisi dört milletvekiliyle temsil ediliyordu. Noam Partisinin bir milletvekili ise bağımsız konumdaydı.

Yeni seçimlere giderken bazı partilerin birleşmesi, yeni siyasi hareketlerin kurulması ve eski ittifakların dağılması nedeniyle parlamentodaki değişim yalnızca parti adları üzerinden değerlendirilemiyor.

Netanyahu'nun Likud Partisi önceki Mecliste 32 sandalyeye sahipken yeni kısmi sonuçlarda 26 sandalyeye ulaşıyor. Bununla birlikte önceki dönemde dört milletvekili bulunan Yeni Umut Partisinin seçim öncesinde Likud'la birleşmesi, iki dönem arasındaki karşılaştırmada dikkate alınması gereken önemli bir ayrıntı oluşturuyor.

Muhalefet cephesinde ise eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot'un yeni kurduğu Yashar Partisi 21 sandalyeyle ikinci büyük siyasi hareket konumuna yükseldi.

Eski Başbakan Naftali Bennett ile Yair Lapid'in birlikte oluşturduğu liste 12, Yair Golan liderliğindeki Demokratlar sekiz, Avigdor Liberman'ın İsrail Evimiz Partisi ise yedi sandalye düzeyinde bulunuyor.

ARAP PARTİLERİ 10 SANDALYEDEN 19'A YÜKSELDİ

Seçimlerin en dikkat çekici sonuçlarından biri, İsrail vatandaşı Filistinlilerin temsil edildiği partilerin parlamentodaki ağırlığının artması oldu.

Önceki Mecliste Hadaş-Taal ve Raam partileri beşer milletvekiliyle toplam 10 sandalyeye sahipti. Yeni seçimlerde Birleşik Liste'nin 12, Raam'ın yedi sandalyeye ulaşmasıyla Arap partilerinin toplam temsili 19'a yükseldi.

Bu artış, Filistinli seçmenlerin hükümet kurma sürecindeki siyasi ağırlığını belirgin biçimde güçlendirdi.

Netanyahu liderliğindeki sağ blokun 53, Eisenkot öncülüğündeki muhalefetin 48 sandalyede kalması, Arap partilerinin desteğini koalisyon hesaplarının önemli unsurlarından biri haline getirdi.

Ancak İsrail siyasetindeki temel sorun, Arap partilerinin parlamentodaki ağırlığının artmasına rağmen hem Netanyahu'nun hem de muhalefetin önemli bir bölümünün bu partilerle ortak hükümet kurmaya karşı çıkması oldu.

LİKUD ARAP PARTİLERİNİ SEÇİM HİLESİYLE SUÇLADI

Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi, Arap partilerinin 19 sandalyeye ulaşmasının ardından seçimlerde usulsüzlük yapıldığını ileri sürdü.

Likud, Arap partilerini seçmenlere para dağıtmak, tehdit ve şiddet uygulamak, sahtecilik yapmak, mükerrer oy kullandırmak ve yasa dışı yazılımlar kullanmakla suçladı.

Parti, polis, iç güvenlik servisi Şin Bet ve İsrail Merkez Seçim Kurulundan soruşturma başlatılmasını istedi.

Likud'un açıklaması, seçim sonuçlarının henüz kesinleşmediği bir dönemde Filistinli vatandaşların siyasi temsiline ilişkin tartışmaları daha da büyüttü.

İsrail polisinin ilk değerlendirmelerinde seçimlerin geniş çaplı biçimde çalındığı iddialarını destekleyen bir bulguya ulaşılamadığı bildirildi.

YABANCI MÜDAHALE ŞÜPHESİ İÇİN ŞİN BET DEVREYE GİRDİ

Likud'un seçimlerde usulsüzlük yapıldığı iddialarının ardından İsrail'de yabancı müdahale şüphesi gündeme geldi.

İsrail Merkez Seçim Kurulu Başkanı Yargıç Noam Sohlberg, yabancı bir ülkenin seçim sürecini etkilemeye çalışmış olabileceğine ilişkin bilgilerin araştırılması için iç güvenlik servisi Şin Bet'in devreye girmesini istedi.

İsrail basınında şüphelerin Katar kaynaklı olabilecek bir mali destek ağı üzerinde yoğunlaştığı yönünde haberler yayımlandı.

Ancak yabancı müdahale şüphesinin araştırılması ile seçim sonuçlarının sistematik biçimde değiştirildiğinin ortaya konulması farklı konular olarak değerlendiriliyor.

Merkez Seçim Kurulu Başkan Yardımcısı Din Livne, seçimlerin bütünlüğünün sistematik biçimde bozulduğuna ilişkin iddiaları reddetti.

Livne, güvenlik birimlerine ulaşan hassas bilgilerin araştırılmasının gerekli olduğunu, ancak seçimlerin genel güvenilirliğini ortadan kaldıran bir bulgunun bulunmadığını belirtti.

HERZOG FİLİSTİNLİ SEÇMENLERİN TOPLUCA SUÇLANMASINA KARŞI ÇIKTI

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, seçimlere yabancı müdahale iddialarının gündeme gelmesinin ardından Filistinli vatandaşların siyasi haklarının korunması gerektiğini vurguladı.

Herzog, seçimlere ilişkin şüphelerin araştırılmasını desteklerken bütün bir topluluğun zan altında bırakılmaması çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanının açıklaması, Likud'un suçlamaları ile Arap partilerinin artan temsilinin birlikte tartışıldığı bir dönemde geldi.

Herzog'un hükümet kurma sürecindeki rolü de seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından önem kazanacak. Cumhurbaşkanı, siyasi parti temsilcileriyle görüşerek hükümeti kurmakla görevlendireceği adayı belirleyecek.

BEN-GVİR ARAP SİYASİ LİDERLERİN TUTUKLANMASINI İSTEDİ

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, seçimlere yabancı müdahale iddialarının ardından Arap siyasi liderlere yönelik sert açıklamalarda bulundu.

Ben-Gvir, Arap partilerinin yöneticilerinin tutuklanması çağrısında bulundu.

Açıklama, seçim sonuçlarının kesinleşmesini bekleyen ülkede siyasi gerilimi artırdı.

Mansur Abbas liderliğindeki Raam Partisi ise suçlamaları reddederek soruşturmayla işbirliği yapacağını bildirdi.

Abbas, partisinin faaliyetlerinde yasa dışı bir durum bulunmadığını savundu.

EISENKOT'TAN SEÇİM SONUÇLARININ GECİKTİRİLMEMESİ UYARISI

Muhalefetin önde gelen ismi Gadi Eisenkot, yabancı müdahale iddialarının araştırılması gerektiğini belirtirken soruşturmanın siyasi amaçlarla kullanılmasına karşı çıktı.

Eisenkot, seçimlere müdahale ihtimalinin ciddiyetle ele alınmasını ancak bu gerekçeyle yeni Knesset'in göreve başlamasının geciktirilmemesini istedi.

Eisenkot'un açıklaması, seçim güvenliği soruşturmasının hükümet kurma sürecine etkileri konusunda yaşanan tartışmaların ardından geldi.

Demokratlar Partisi lideri Yair Golan ise Netanyahu yönetimini Filistinli seçmenlerin siyasi meşruiyetini hedef almakla suçladı.

Golan, İsrail vatandaşı Arapların oylarının diğer vatandaşların oylarıyla eşit değerde olduğunu vurgulayarak Arap partilerinin dışlanmasına karşı çıktı.

NETANYAHU'NUN ÖNÜNDE DÖRT KOALİSYON SEÇENEĞİ VAR

İsrail'de oy sayımının tamamlanmasının ardından hükümet kurma görüşmelerinde farklı seçenekler gündeme gelecek.

Netanyahu'nun muhalefetin sağ kanadından destek alarak çoğunluğu tamamlaması, Likud öncülüğünde daha geniş bir birlik hükümeti oluşturulması veya Eisenkot'un Arap partilerinin dışarıdan desteğiyle hükümet kurması tartışılan seçenekler arasında bulunuyor.

Görüşmelerin sonuçsuz kalması halinde yeniden seçim ihtimali de gündeme gelebilecek.

Cumhurbaşkanı Herzog'un hükümeti kurmakla görevlendireceği adaya 28 gün süre tanınacak. Bu süre 14 gün uzatılabilecek.

Yeni hükümet kuruluncaya kadar Netanyahu hükümeti görevini sürdürecek.

TRUMP NETANYAHU'YU DESTEKLEDİ, İRAN İÇİN ASKERİ SEÇENEĞİ AÇIK TUTTU

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail seçimlerinden önce Netanyahu'nun yeniden başbakan olması yönünde açık destek verdi.

Trump, Netanyahu'yu İran'a karşı yürütülen politikaların önemli bir ortağı olarak değerlendirdi.

Seçimlerin ardından Netanyahu'ya verdiği desteğin yarışın seyrini değiştirdiğini ileri süren Trump, İsrail'deki siyasi gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor.

ABD Başkanı, 28 Ekim'de İran'a yönelik yeni bir askeri operasyon ihtimaline ilişkin sorular üzerine böyle bir seçeneği dışlamadı.

Trump, İran'ın anlaşma yapmak istediğini savunurken Washington'un askeri seçeneklerini koruduğu mesajını verdi.

ABD'nin Kasım ayında yapılacak ara seçimlerine yaklaşılırken İran'a yönelik olası askeri adımların hem Amerikan iç siyaseti hem de İsrail'deki hükümet kurma görüşmeleri üzerindeki etkileri tartışılıyor.

ABD BASININDA KOALİSYON VE İRAN SENARYOLARI ÖNE ÇIKTI

Amerikan ve uluslararası basınında İsrail seçimleri, Netanyahu'nun hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu elde edememesine rağmen başbakanlık görevini sürdürme imkanını koruması üzerinden değerlendiriliyor.

İsrail'de muhalefetin kendi içindeki görüş ayrılıkları ve Arap partileriyle hükümet kurulmasına yönelik itirazlar, koalisyon arayışlarının önündeki temel engeller arasında gösteriliyor.

İran'a yönelik yeni bir askeri operasyon ihtimali ise hükümet kurma sürecini etkileyebilecek güvenlik gelişmelerinden biri olarak ele alınıyor.

Bununla birlikte İsrail'de yeni bir saldırı kararı alındığına ilişkin resmi bir açıklama bulunmuyor.

AVRUPA'DA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VE BÖLGESEL İSTİKRAR GÜNDEMDE

İsrail seçimlerinin ardından Avrupa'daki değerlendirmelerde Gazze, Batı Şeria, İran ve bölgesel istikrar başlıkları öne çıktı.

Avrupa Birliği kurumlarının ve Avrupa ülkelerinin İsrail-Filistin meselesindeki temel yaklaşımında iki devletli çözüm, uluslararası hukuk ve bölgesel güvenlik konuları önemini koruyor.

Avrupa Parlamentosunun seçim öncesinde yayımladığı değerlendirmelerde, İsrail'deki siyasi parçalanma, Netanyahu karşıtı partilerin farklı ideolojik çizgileri ve Arap partileriyle koalisyon kurulmasına yönelik itirazlar üzerinde duruldu.

İsrail'de kurulacak yeni hükümetin bileşimi, Avrupa ile ilişkilerde Gazze'ye insani yardım, Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve İran'a yönelik askeri strateji gibi konularda belirleyici olacak.

ORTADOĞU'DA İRAN, GAZZE VE KÖRFEZ GÜVENLİĞİ ÖNE ÇIKIYOR

İsrail'deki seçim sonuçları, Gazze'deki savaşın sonuçları, İran'la yaşanan gerilim ve Körfez ülkelerinin güvenlik politikalarıyla birlikte değerlendiriliyor.

Netanyahu'nun yeniden hükümet kurması durumunda mevcut güvenlik stratejisinin sürdürülmesi, Eisenkot öncülüğünde farklı bir koalisyon kurulması durumunda ise karar alma süreçleri ve diplomatik yöntemlerde değişiklik yaşanması tartışılıyor.

Ancak İsrail muhalefetinin önemli bölümünün güvenlik merkezli politikaları savunması, Netanyahu'nun görevden ayrılmasının Filistin veya İran politikalarında kendiliğinden köklü bir değişim anlamına gelmeyeceğini gösteriyor.

Filistinli siyasi temsilciler açısından ise seçimlerin en önemli sonucu, İsrail vatandaşı Arapların parlamentodaki temsilinin artmasına rağmen hükümet kurma görüşmelerinde dışlanma ihtimalinin devam etmesi oldu.

MEKKE ANLAŞMASI TBMM DIŞİŞLERİ KOMİSYONUNDA KABUL EDİLDİ

İsrail'de hükümet krizi devam ederken Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin kanun teklifi, TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ilk imza sahibi olduğu 2/3961 esas numaralı teklif, 21 Ekim'de Meclis Başkanlığına sunuldu. Dışişleri Komisyonunda 27 Ekim'de kabul edilen teklifin Genel Kurulda görüşülmesi bekleniyor.

7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalanan anlaşma, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortak savunma, kolektif caydırıcılık, askeri koordinasyon ve savunma sanayisinde işbirliğini öngörüyor.

Anlaşmanın Suudi Arabistan ve Pakistan'daki iç onay süreçleri tamamlandı.

FUAT OKTAY: 'ÜÇÜNCÜ ÜLKELERE KARŞI BİR BLOKLAŞMA İTTİFAKI DEĞİLDİR'

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, anlaşmanın görüşmeleri sırasında Türkiye'nin taraf olduğu savunma anlaşmalarının saldırı veya yayılmacılık amacı taşımadığını belirtti.

Oktay, Mekke Anlaşması'nın bölgesel caydırıcılığı güçlendireceğini, barış ve istikrara katkı sağlayacağını ifade etti.

Anlaşmanın NATO'ya alternatif olmadığını vurgulayan Oktay, yeni güvenlik mekanizmasının bölgesel işbirliğini geliştirmeyi hedeflediğini bildirdi.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü de anlaşmanın Türkiye'nin NATO üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini değiştirmediğini belirtti.

TÜRKİYE'NİN ASKERİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ MECLİSTE TARTIŞILDI

TBMM Dışişleri Komisyonundaki görüşmelerde Mekke Anlaşması'nın Türkiye'ye getireceği askeri sorumluluklar, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, Yemen'deki çatışmalar ve İran'la ilişkiler ele alındı.

Muhalefet milletvekilleri, Türkiye'nin başka ülkelerin askeri çatışmalarına dahil edilmesi ihtimali ve anlaşmanın uzun süreli yükümlülükleri üzerinde durdu.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Gümrükçü, anlaşmanın Türkiye'yi otomatik olarak herhangi bir savaşa dahil etmeyeceğini belirtti.

Gümrükçü, ortak savunma mekanizmasının işletilmesinde tarafların ortak kararının ve ulusal hukuk düzenlemelerinin belirleyici olacağını ifade etti.

Türkiye'nin başka ülkelere asker göndermesine ilişkin kararların Anayasa'nın 92. maddesi kapsamında değerlendirileceği bildirildi.

İRAN'LA DİPLOMATİK TEMASLAR DEVAM EDİYOR

Mekke Anlaşması'nın İran'a karşı bir askeri blok oluşturup oluşturmadığı tartışılırken Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan temsilcileri Tahran'da İranlı yetkililerle bir araya geldi.

Görüşmelerde bölgesel güvenlik, İsrail'in politikaları, Filistin, Lübnan ve Ortadoğu'daki askeri gerilimler ele alındı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak savunma mekanizmasını geliştirirken İran'la diplomatik temaslarını sürdürmesi, bölgesel güvenlik arayışlarının askeri işbirliği ve diplomasi üzerinden birlikte yürütüldüğünü ortaya koyuyor.

İran yönetimi ise bölgesel sorunların dış müdahaleler olmadan diplomatik yollarla çözülmesi gerektiği yönündeki yaklaşımını sürdürüyor.

İSRAİL'DEKİ HÜKÜMET KRİZİ ORTADOĞU'NUN GÜVENLİK GÜNDEMİYLE BİRLEŞTİ

İsrail'de 27 Ekim seçimlerinin ardından ortaya çıkan parlamento dağılımı, Netanyahu'nun iktidarını sürdürmesi ile muhalefetin yeni hükümet kurması arasında zorlu bir koalisyon sürecini gündeme getirdi.

Netanyahu'nun 2022'de 64 milletvekiline dayanan hükümet çoğunluğunun yeni seçimde 53 sandalyelik bloka gerilemesi, iktidarın parlamentodaki desteğinin azaldığını gösterdi.

Buna karşılık Arap partilerinin 10 sandalyeden 19'a yükselmesi, Filistinli seçmenlerin hükümet kurma sürecindeki ağırlığını artırdı.

Likud'un seçimlerde usulsüzlük yapıldığı iddiaları, yabancı müdahale şüphesine ilişkin güvenlik soruşturması ve Cumhurbaşkanı Herzog'un Filistinli seçmenlerin topluca suçlanmaması yönündeki açıklaması, seçim sonrası siyasi tartışmaların merkezine yerleşti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Netanyahu'ya desteği ve İran'a yönelik askeri seçenekleri açık tutması, Avrupa'nın bölgesel istikrar ve iki devletli çözüm yaklaşımı, Türkiye'nin Mekke Anlaşması kapsamında geliştirdiği savunma işbirliği ve İran'la yürütülen diplomatik temaslar ise İsrail'deki siyasi belirsizlikle aynı dönemde Ortadoğu'nun güvenlik gündemini şekillendiriyor.

İsrail'de hükümetin kim tarafından kurulacağı kadar, Filistinli vatandaşların siyasi temsilinin nasıl değerlendirileceği, İran'a yönelik askeri politikanın hangi yönde ilerleyeceği ve Mekke Anlaşması'nın uygulamada nasıl bir güvenlik mekanizmasına dönüşeceği de bölgenin geleceğini belirleyecek.

Kaynak : PERRE

AdminAdmin

Yönetici

YORUMLAR