Çukurova Edebiyatçılar Derneği tarafından geleneksel olarak düzenlenen Anneler Günü Şiir Yarışması sonuçları açıklandı. Bu yıl on dördüncüsü düzenlenen ‘Anne’ konulu şiir yarışmasında dereceye girenlere ödülleri önümüzdeki ay takdim edilecek.
Çukurova Edebiyatçılar Derneği Başkanı Halise Tekbaş, yüzlerce eserin jüri üyeleri tarafından değerlendirilerek dereceye girenlerin belirlendiğini aktardı. Annelere yönelik yarışmaya katılımın fazla olmasının sevincini yaşadıklarını kaydeden Tekbaş, "Türk Edebiyatı’na katkı koymak ve yeni edebiyatçılara, şairlere yol açmaktır bizim amacımız. Yüzlerce şairin katıldığı yarışmada dereceye girenleri kutluyorum. Birbirinden değerli katılımcılara, gösterdikleri ilgi ve alakadan ötürü şükranlarımı sunuyorum." dedi.
Jürinin değerlendirmesi sonucunda ‘Danışmani’ Rumuzuyla Şair Sabit Taştepe, (Olmadı Anam) isimli hece şiiriyle birinciliği elde etti.
İkincilik paylaşıldı, ‘Aslı8’ Rumuzuyla, Turan Demir, (Anne Ağıdı) isimli şiiri, ‘Bahar’ Rumuzuyla Ahmet Çukur, (Ben Haylaz Çocuk) isimli şiiriyle ikinciliği paylaştılar.
Mansiyonlar da dereceye girenler:
Üçüncülüğü ‘Kırkikindi25’ Rumuzuyla Şair Hakan İlhan, (Ana) isimli şiiriyle,
Özendirme Ödülü, ‘Bayraktar’ Rumuzuyla Hakan Bayraktar (Soldurdun Annem) isimli şiiriyle,
(ÇED) Özel Ödülü, ‘Fermani’ Rumuzuyla Hakan Göksün, (Cennetin Mührü) isimli şiiriyle,
Jüri Özel Ödülü, ‘Semsur’ Rumuzuyla Şair Fahrettin Çelik, (Sen Gidince Anladım) isimli şiiriyle,
Onur Ödülü ise Azerbaycan’dan ‘Daşkesen’ Rumuzuyla Şair Etibar Hesanzade,
(Sensizem Anam) isimli şiiriyle dereceye girmiştir.
Yüzlerce dosya, Jüri’nin günlerce değerlendirilmesiyle, dereceye girenler belirlenmiştir.
SEN GİDİNCE ANLADIM...
Sen gidince anladım.
Sobaya odun atma ile ısınamayacağımı,
Geceleri gözlerimi tavana dikerek sabahın olmayacağını,
Baharda nevroz çiçeklerinin bitkinliğini…
Sen gidince anladım.
Irmakların coşku ile akmayacağını,
Kum taneciklerinin saymakla bitmeyeceğini,
Güllerin mahzun, bülbüllerin suskun olduğunu,
Kalp ritimlerimin düzensiz atacağını,
Dağ yolunun sana çıktığını,
Deniz yolunun sana,
Ovada her yolun sana çıktığını sen gidince anladım.
Sen gidince anladım.
Bulutların maviliklerde kaybolacağını,
Suçsuzların mahkûm,
Suçluların özgür,
Gülüşlerin sahte,
Bakışların asi,
Uykuların paramparça olduğunu...
Sen gidince anladım aynalara bakmanın anlamsızlığını,
Sen gidince anladım uslu çocuk olmanın mecburiyetini,
Yemek seçmenin eskilerde kaldığını,
Mızmızlanmanın bir tek sana olduğunu,
Islanmanın ağır bedelleri olduğunu,
Sen gidince anladım anne,
Toprağa sarılarak hasretin dinmeyeceğini,
Fotoğraflardan kokunun alamayacağımı,
Cennet kokusunun senle birlikte toprağa gömüldüğünü,
Berekete dolu vurduğunu sen gidince anladım anne…
Bir mezar taşı ile dertleşeceğimi sen gidince anladım.
Bir patikada yolların sana çıkması,
Sonsuzluğun soğuk kapısında,
Gözlerinin rengini bir zambak çiçeğinde arayacağımı,
Ellisinden sonra yetim ve öksüz kalabileceğimi,
Gizli gizli ağlamanın ne olduğunu sen gidince anladım anne.
Bahar yağmurunda toprak kokusunu severdin.
Güneş tepemizdeyken gökyüzünde,
Hayallerimizle bir dünya kurardık.
İnancın kuşatırdı benliğimi,
İlmek ilmek dokunurdu yüreğime.
Nasırlı ellerinin kutsiyetini,
Alın terinin şifa olduğunu sen gidince anladım.
Seni yazmanın ne kadar zor olduğunu,
Sen gidince anladım anne…
Kirpiklerimin ucundan eksik olmuyorsun.
Hasretin alev alev,
Boynun bükük karanlıkları örterken üzerime,
Yıldızların bir bir kayacağını,
Şehir ışıkları ile hasbıhal edeceğimi,
İçimde hiç büyümeyecek bir çocuk olduğunu,
Sen gidince anladım anne,
Sen gidince…